ÜYELİK İŞLEMLERİ

SIK SORULAN SORULAR


Türk Hemşireler Birliği Neden Kurulamıyor?

Meslek birlikleri, meslek örgütlerinin en geniş yetkiye sahip ve en etkili türüdür. Birlik kurulması, Anayasamızın 135. maddesi ile tanımlanır ve meslek birliklerin kurulması için özel bir kanun çıkartılması gerekmektedir. 1992 yılı Eylül ayında,  Hemşirelik Kanunu'nun değişmesi ve meslek birliği kurulması için başlayan çalışmalar, 1996 yılı Şubat ayında  "HEMŞİRELİK ve TÜRK HEMŞİRELER BİRLİĞİ KANUN TASARISI" adı ile taslak haline getirilmiş, 1998 yılında TBMM'nin ilgili komisyonundan geçmiştir. Ancak, hükümetin düşmesi ile birlikte yasa kadük olmuştur.


2002 yılından sonra yasa koyucular tarafından "Meslek Odaları Birliği'ne" olumlu bakılmamış,  Sağlık Meslek Odası kurulacak ise Tıp, Eczacılık, Diş Hekimliği dışındaki sağlık mesleklerinin  tek bir çatı altında  toplanması gerektiği açıklamalarında bulunulmuştur. THD tarafından bu öneri kabul edilmemiş, Birlik Kanun tasarısı, Hemşirelik Kanun tasarısından ayrılmış ve 2007 yılında Hemşirelik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Resmi Gazete Tarih: 2 Mayıs 2007, Sayı: 26510) yasalaştırılmıştır.


Daha sonraki yıllarda bu konudaki girişimlerimiz devam etmiş, ancak karşılık bulamamıştır. 

 

Konu ile ilgili tüm gelişmelere;

12 Mayıs 2006 Dünya Hemşireler Günü Özel Baskı  (Hemşirelikte Araştırma Geliştirme Derneği Yayını) kitabından ayrıntılı ulaşabilirsiniz.


Hemşirelerin Mobbing Karşısında İzleyebileceği Yollar Nelerdir? 

HEMŞİRELERİN KARŞILAŞTIKLARI PSİKOLOJİK TACİZ (MOBBİNG) DURUMLARINA KARŞI BAŞVURABİLECEKLERİ HUKUKİ YOLLAR

Türk Dil Kurumu, "mobbing" kelimesinin karşılığı olarak "bezdiri" kelimesini kullanmış ve "bezdiri"yi ise "iş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme" şeklinde tanımlamıştır. 

Kamu görevlilerinin maruz kaldıkları mobbing ise, genellikle amirin astı üzerindeki hiyerarşik gücünden kaynaklanan yetkileri kötüye kullanmasından kaynaklanmaktadır. Aşağıda bu işlemlere karşı yapılabilecek başvurulara ilişkin açıklamalarımıza yer verilecektir.


Devamı için tıklayınız.


THD Şubesi Açmak ve/veya THD İl Temsilcisi Olmak İçin Nasıl Bir Yol İzlemeliyim?

Herhangi bir ilde THD şubesi açmadan önce, şube açmak isteyen meslektaşlarımızın o ilde THD temsilcisi olarak çalışması gerekmektedir. 


THD temsilcisi olarak belirlenecek meslektaşlarımızın aşağıda listelenmiş bilgileri içeren bir raporu THD Genel Merkeze sunması gerekir.   Yapılan başvuru THD Genel Merkez Yönetim Kurulu (YK) tarafından değerlendirilir ve uygun bulunması halinde YK kararı ile başvuran kişi il temsilcisi olarak atanır.


 THD Temsilcisi Olmak İçin Hazırlanacak Başvuru Dosyası

1. Temsilcinin yaşadığı il ve ilçelerinde mevcut hastane sayısına (özel, devlet, üniversite), hastanelerin yatak sayısına, hemşire sayısına ve Bakım Hizmetleri Müdürlüğü'nde görev alan kişilere ilişkin bilgiler

2. Temsilcinin yaşadığı şehirde çalışan hemşirelerin sorunları, talepleri ve beklentilerini içeren bir durum raporu

3. THD tüzük ve web sayfasını inceledikten sonra THD Genel Merkeze  iletmek istediği mesajlar 

4. Temsilcinin yaşadığı ilde THD temsilcisi olarak yapmayı planladığı girişimler

5. Temsilci adayı ve birlikte çalışmayı planladığı 3 meslektaşının ayrıntılı özgeçmişi


Şube açma yetkisi, THD Tüzüğü gereğince Genel Kurula verilmiştir (Made 19, j bendi). Genel Kurulda, şubenin açılmasına karar verildiği takdirde, genel kurulu takiben ilk 3 ay içerisinde şubenin açılması gerekmektedir.

Şube kuruluşuna ilişkin bildirim ve diğer işlemler, mevzuatta öngörülen usul ve esaslara uygun olarak yerine getirilir. 


THD Burs/Araştırma-Proje Desteği/Kongre Katılım Desteği Veriyor mu?

THD üye aidatları ve bağışlarla faaliyetlerini sürdüren kamu yaranına bir meslek örgütüdür. Derneğimize ait bir iktisadi işletme bulunmamaktadır. THD bazı durumlarda çok istemesine rağmen, hemşirelik öğrencilerine ya da meslektaşlarına burs ya da maddi destek sağlayamamaktadır.

Yurt Dışında Hemşirelik Eğitimi Aldım. Türkiye'de Hemşirelik Yapmak İçin İzlemem Gereken Yol Nedir?

THD'nin hemşirelik diplomalarını tanıma, denklik verme, onaylama gibi bir yetkisi yoktur. Almış olduğunuz eğitim düzeyine göre, lisans eğitimi için Yüksek Öğretim Kurulu'na, ortaöğretim eğitim için Sağlık Bakanlığı'na başvurunuz.

Türkiye'de Aldığım Hemşirelik Diplomam ile Yurt Dışında Çalışabilir miyim?

THD'nin hemşirelik diplomalarını tanıma, denklik verme, onaylama gibi bir yetkisi yoktur. Sahip olunan hemşirelik diploması ile çalışmaya ilişkin süreç ülkelere değişmektedir. Gitmeyi planladığınız ülkenin ilgili birimi ile iletişime geçerek, izleyeceğiniz yolu öğrenmeniz önerilmektedir.

Geçerli Bir Neden Belirtilmeden Hemşirenin Görev Yeri Değiştirilebilir mi?

Hemşirelerin sürekli aynı alanda ya da uzmanlık alanında çalışmasına yönelik bir düzenleme olmaması nedeniyle, gereksinime göre ve idarenin takdiriyle görev yeri değişikliği yapılabilmesine karşın, özellikle sertifikası olan hemşirelerin ilgili alanda görev yapmasına yönelik çalışmalar Bakanlıkça yürütülmektedir. 

Kurum, geçerli bir neden göstermeksizin hemşirenin görev yerini değiştirmesi durumda görev yeri değişikliği yazısı imza karşılığında elden alınmalıdır. Bu durum bir mobing aracı olarak kullanılması durumunda, Hemşirelerin mobbing karşısında izleyebileceği yollar nelerdir? başlıklı bölümde yer alan açıklamaları okumanız önerilmektedir.


Hemşirelerin Görev, Yetki ve Sorumlulukları Nelerdir?

Hemşirelerin görev, yetki ve sorumlulukları için Hemşirelik Kanunu, Hemşirelik Yönetmeliği ve Hemşirelik Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik bölümünü inceleyiniz. 

Yürütmekte Olduğum Tez/Araştırma Soru Formunu Üyelerinize Yönlendirir misiniz?

THD'ye bu tür talepler yoğun olarak gelmektedir. Ancak THD'nin bu talepleri karşılayacak yeterli fiziki ve insan gücü kaynağı bulunmamaktadır. 

Kurum amirim, Sağlık Bakanlığının "Sağlık Personelinin İhtiyaç Halinde Çağrıya Uyması" konulu 2018/28 sayılı Genelgesi gerekçe göstererek, çalışmadığım günlerde de ulaşılabilir olmamı, telefonumu yedi gün 24 saat boyunca açık tutmamı isteyebilir mi?

Sağlık Bakanlığı'nın 2018/28 sayılı Genelgesinde sağlık hizmetlerinin acil, sürekli ve ertelenemez olması nedeniyle sağlık çalışanlarının çağırıldığında 30 dk. İçerisinde sağlık kuruluşunda bulunacak şekilde ikamet etmesi gerektiği ifade edilmiştir. Söz konusu Genelgeye karşı Türk Tabipleri Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası ve Türk Sağlık Sen tarafından ayrı ayrı dava açılmış olup mevcut durumda bu davalar henüz sonuçlanmamıştır.

Her ne kadar sağlık hizmetlerinin acil, sürekli ve ertelenemez yönünden dolayı böylesi bir Genelgeye gerek görüldüğü belirtilmişe de sağlık hizmetlerinin bu yönlerinin karşılanabilmesi için hukukumuzda nöbet sistemi benimsenmiştir. Buna göre; personel sayısı da dikkate alınarak vardiya ve nöbet gibi hizmetlerde farklı çalışma saatlerinin, hizmetin ve mahallin özelliği ve kurum personel kadrosu göz önüne alınarak ilgili kanunlara göre belirleneceği Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin 38. Maddesinde düzenlenmiştir.

Yönetmeliğin 42 ve devamı maddelerinde düzenlenen nöbet türlerinden yalnızca icap nöbeti kişinin sağlık kurumunda bulunmasını gerektirmemektedir. Diğer nöbet türleri açısındansa sağlık çalışanının hiçbir şekilde sağlık kuruluşundan ayrılmaması gerektiği hükme bağlanmıştır. İcap nöbeti ise yalnızca uzman hekimler tarafından tutulabilen bir nöbet türüdür. Bu halde, sağlık çalışanının çağırıldığında sağlık kuruluşunda olması gerekliliği ancak icap nöbeti tutuyor olması halinde söz konusudur. Nitekim Sağlık Bakanlığı da Genelgeye karşı kamuoyunda gelen tepkiler üzerine açıklama yapmış, "Genelgede, sağlık personelinin ikamet zorunluğu ile ilgili bir husus olmayıp, acil durumda müdahale etmesi gereken sağlık personeline icap nöbetlerinde nöbet yerine erişmeleri gereken zaman tanımlanmıştır" denmiştir. Bu halde esasen söz konusu Genelge yalnızca icap nöbeti yükümlülüğü bulunan uzman tabiplere yöneliktir. Zaten Genelgede sağlık çalışanlarının her an ulaşılabilir olması gerektiğine ilişkin bir düzenleme de yer almamaktadır.

Buna rağmen Genelgenin hem tüm sağlık çalışanlarına yönelik olarak hem de ikamet mecburiyeti getirilecek şekilde uygulandığı durumlar olduğu gözlenmektedir. Halbuki, her ne kadar söz konusu Genelge mevcut durumda yürürlükte olsa da geçmişte de "sağlık çalışanlarının çalıştıkları yerde ikamet etmesi zorunluluğu" getiren bir düzenleme 663 sayılı KHK'nın 55.maddesine konmuş, Anayasa Mahkemesi bu maddeyi sağlık çalışanlarının Anayasanın 23.maddesi ile koruma altına alınan yerleşme hürriyetini hukuka aykırı şekilde sınırladığı için iptal etmiştir.

Genelgenin, hemşirelerin dinlenme hakkını ihlal edecek şekilde uygulanması ise bütünüyle hukuka aykırıdır. Çalışanların dinlenme hakkı temel sosyal haklardan olup ulusal mevzuatta ve uluslararası sözleşmelerde koruma altına alınmıştır. Anayasa'nın Çalışma Şartları ve Dinlenme Hakkı başlıklı 50. Maddesinde, dinlenmenin çalışanın hakkı olduğu hükme bağlanmıştır. Ülkemizin de taraf olduğu Avrupa Sosyal Şartında, tüm çalışanların âdil, güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarına sahip olma hakkı olduğu düzenlenmiştir.

Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin 41 ve devamı maddelerinde de "gece nöbeti tutanlara ertesi günü görev verilemeyeceği, geceyi yoğun mesai ile uykusuz geçiren personele, kurumun personel durumu ve imkânları müsait olmak, hizmeti aksatmamak kaydıyla evinde veya kurum içerisinde lüzum görüldüğü sürece dinlenmesi için izin verileceği" gibi hususlar nöbet esaslarında benimsenen temel ilkeler arasındadır. Bu ilkelerin benimsenmesinin nedeni, sağlık çalışanlarının yeterince dinlenmeksizin görev yapmalarının doğurabileceği olumsuz sonuçların önüne geçmektedir. Zira bu husus hem kendilerinin sağlıklarını koruyabilmesi hem de hastalarına nitelikli sağlık hizmeti sunabilmeleri açısından önem arz etmektedir. Halihazırda yoğun ve stresli bir iş temposunda çalışan bir hemşirenin mesai dışında ve izin günlerinde de sürekli olarak iş düşünmesi, özel hayatına vakit ayıramaması; kendisinin de belirttiği üzere ihtiyaç duyduğu şekilde uyuyamamasına, yeterince dinlenememesine, dikkat dağınıklığına, agresif davranışlara, stres bozukluklarına neden olmaktadır. Bu sebeple sağlık çalışanlarının çalışma koşulları düzenlenirken bu hususlara dikkat edilmesi zaruridir.

Çalışanların dinlenme hakkı ile sağlık hizmetlerinin kesintisiz olarak sürdürülmesi gerekliliğinin birlikte sağlanabilmesi sağlık kuruluşlarında yeterli sayıda görevli çalıştırılması ile mümkündür. Zaten Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin 48.maddesinde, hemşirelerin nöbet düzeninin o sağlık kuruluşundaki hemşire, ebe ve hemşire yardımcısı sayısına göre belirleneceği hükme bağlanmıştır. Bu halde sağlık hizmetlerinin sürekliliğinin sağlanması için yapılması gereken çalışanların temel haklarını ihlal ederek her an ulaşılabilir olmasını beklemek değil, yeterli sayıda personel çalıştırarak hem çalışan haklarının hem nitelikli sağlık hizmeti sunumunun sağlanmasıdır.

Bu halde, kurumu tarafından dinlenme hakkını ihlal edecek şekilde, kesintisiz olarak ulaşılabilir olması talep edilen meslektaşlarımız tarafından yapılabilecekler şu şekildedir;

-Yukarıda icap nöbeti ve ilgili Genelge hakkında anlatılanlar kapsamında, hemşirelere icap nöbeti tutturulamayacağı ve Genelgenin de buna yol açar şekilde yorumlanamayacağına ilişkin bir yazı yazılarak söz konusu uygulamadan vazgeçilmesi talep edilebilir. Hastanenin bu başvuruyu reddetmesi ya da 60 gün içerisinde cevap vermemesi halinde bu ret işlemine karşı 60 gün içerisinde dava açılması mümkündür. 

-Hastanenin bu uygulamayı, sıklıkla yalnızca sözlü olarak yaptığı gözlenmektedir. Bu durumda,  meslektaşlarımız, yapılan bu uygulamanın yazılı hale getirilmesi talep edilebilir. Yazılı hale getirilmesi halinde ise kuruma başkaca bir başvuruda bulunmaksızın doğrudan yazılı olan söz konusu işleme karşı 60 gün içerisinde dava açılabilir.

Bilginize sunulur.

Saygılarımızla.

Hemşirelerin Hasta Nakil Araçlarında Görevlendirilmesi Ve Hasta Nakil Sürecinin Sevk Ve İdaresinde Sorumlular Kimlerdir?

Hasta nakline ilişkin ambulans hizmetlerinin işleyişine dair usul ve esaslar, 07.12.2006 tarihli ve 26369 sayılı Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliğinde  düzenlenmiştir. Buna göre, hasta nakil ambulanslarında en az bir sağlık personeli ve bir şoför olmak üzere iki personelin görev yapacağı, ekipte şoför yerine bir ambulans ve acil bakım teknikeri (AABT) veya acil tıp teknisyeni (ATT) çalıştırılabileceği ve hasta nakli sırasında en az bir sağlık personelinin hasta kabininde bulunacağı hükme bağlanmıştır.

Yönetmelikte, sağlık personeli hekim, ambulans ve acil bakım teknikerleri (paramedik), anestezi teknikerleri, hemşireler, ebeler, toplum sağlığı memurları, acil tıp teknisyenleri ve anestezi teknisyenleri, şoför ise kullanacağı araca uygun sürücü belgesine sahip, temel ilkyardım eğitimi sertifikası almış personel olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla hasta nakil ambulanslarında hemşirelerin görevlendirilmesi mümkündür. 

29.maddesindeyse acil sağlık hizmeti kapsamında istihdam edilen personelin, istihdam edildikleri alan ile ilgili eğitim veren kurumlardan mezun olmasının esas olduğu, görevleri ile ilgili eğitim programı bulunmayan personelin, Bakanlıkça belirlenecek hizmet içi eğitim programını tamamladıktan sonra istihdam edilebileceği belirtilmiştir

Diğer yandan 8.3.2010 tarihli Hemşirelik Yönetmeliğinin Ek-2 belgesinde de acil servis hemşireliği ayrıca düzenlenmiş, acil servis hemşirelerinin görev ve sorumlulukları gösterilmiştir. Bunun sebebi de acil sağlık hizmetlerinde çalışılabilmesi için bu alanda hemşirelerin ayrıca eğitim almış olması gerekliliğidir. 

Yönetmelikte öngörülen acil hizmetlere ilişkin eğitim şartının Valilik oluru ile ortadan kaldırılması da mümkün değildir. Sağlık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulan bir Yönetmelik hukuken idari bir Valilik Kararından üstün nitelikte olup ancak Yönetmeliğe uygun olan Valilik Kararlarının hukuken uygulama alanı bulması mümkündür. Bunun aksi şekilde Yönetmelik hükmünün Valilik Kararıyla değiştirilmesi ya da ortadan kaldırılması ise mümkün değildir. 


I.HASTA NAKİL SÜRECİNİN SEVK VE İDARESİNDE SORUMLULAR

Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliğinin 7.maddesinde illerde faaliyet gösteren bütün acil sağlık hizmet birimleri ve hizmetle ilgili diğer birimlerin sundukları hizmet açısından Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğüne karşı sorumlu olduğu belirtilmiştir. 

Acil Sağlık Hizmetleri Yönetmeliğinin 24.maddesinde Acil Servis Tarafından Yürütülecek İşlemler düzenlenmiştir. Buna göre acil servisin, hastanın ihtiyaç duyacağı hazırlıkları, nakil işlemi gerçekleşmeden önce yerine getireceği düzenlenmiştir. İlgili sağlık kuruluşunun sevk imkânlarının yeterli olmadığı durumlarda ve sadece acil yardım talebi ile hizmete başvuran hastalar için ise acil sağlık çağrılarının karşılandığı ve ambulansların sevk ve idare edildiği komuta kontrol merkezinin sevk yükümlülüğü olacağı hükme bağlanmıştır. Bu hallerde merkezin göndereceği ekip ile hastanın sevkini gerçekleştireceği, sevk işleminin ambulans ekibinin dışında başkaca personel ve araç desteği gerektirmesi halinde sevk eden kuruluşun gerekli desteği sağlayacağı düzenlenmiştir. 

Devlet hastaneleri gibi Yataklı Tedavi Kuruluşları tarafından verilen acil sağlık hizmeti kapsamında yapılacak hasta nakillerinin hukuka uygun şekilde yerine getirilmesi ise Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği gereğince başhekimin sorumluluğundadır. 


657 sayılı Yasa’nın 4/B maddesinde düzenlenen biçimiyle sözleşmeli personel olarak hemşire kadrosunda çalıştıklarını, hemşirelik görevi ile bağdaşmayan iş ve işlemlerin kendilerine yaptırılması (Hastanın giriş barkodunun alınması, hastada kullanılan ilaç-sarf malzemelerinin HBYS üzerinden düşülmesi, hastaya tetkik girilmesi, kan ve idrar numunelerinin çalıştırılması )

Hemşirelerin görev tanımı Hemşirelik Kanunu ve Hemşirelik Yönetmeliği ile belirlenmiştir. Hemşirelik Kanunu’nun 4. maddesinde hemşirelerin tabip tarafından acil haller dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulamak, her ortamda bireyin, ailenin ve toplumun hemşirelik girişimleri ile karşılanabilecek sağlıkla ilgili ihtiyaçlarını belirlemek ve hemşirelik tanılama süreci kapsamında belirlenen ihtiyaçlar çerçevesinde hemşirelik bakımını planlamak, uygulamak, denetlemek ve değerlendirmekle görevli ve yetkili sağlık personeli olduğu belirtilmiştir. Hemşirelik Yönetmeliği ve ekleri ile her bir serviste çalışan hemşirelerin görev, yetki ve sorumlulukları ayrı ayrı belirlenmiştir. 


Yönetmeliğin Ek-2 numaralı ekin (B) bölümünde acil servis hemşirelerinin genel yetki ve sorumlulukların yanı sıra özetle hastaların servise kabulünü sağlayacağı, monitorizasyonunu gerçekleştireceği, fiziksel değerlendirmesini yapacağı, hastanın genel bakımını uygulayacağı belirtilmiştir. Aynı bölümde; “hekim tarafından gerçekleştirilen invazif girişimlere katılır; hemşirelik işlevlerini yerine getirir; hastanın laboratuvar tetkikleri için kan ve idrar örneklerini toplar, laboratuvara gönderir, sonuçlarını takip eder, değerlendirir ve hastanın hekimine bilgi verir” denmektedir.

Hastanın giriş barkodunun alınması, hastada kullanılan ilaç-sarf malzemelerinin HBYS üzerinden düşülmesi, hastaya tetkik girilmesi, kan ve idrar numunelerinin çalışılması şeklindeki uygulamaların hemşirelerin görev tanımında yer almadığı görülmektedir. 


Sağlık Meslek Mensupları İle Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş Ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmeliğin Ek-2 numaralı ekinde düzenlenen tıbbi sekreterin görev tanımı incelendiğinde, sağlık kurum ve kuruluşlarında randevu hizmetlerini ve hasta kabul işlemlerini yapmak, hastaya ait tıbbi ve idari kayıtları tutmak düzenlemelerine yer verildiği görülmektedir. Hastanın giriş barkodunun alınması, hastada kullanılan ilaç-sarf malzemelerinin HBYS üzerinden düşülmesi, hastaya tetkiklerin girilmesi işlemlerinin tıbbi sekreterin görev tanımı içerisinde kaldığı görülmektedir. 

Yine aynı Yönetmeliğin Ek-1/B numaralı ekinde, tıbbi laboratuvar teknisyenleri kan ve idrar numunelerini çalışmakla görevli kılınmıştır. 


Hemşirelerin eğitim içeriklerinde laboratuvar testlerinin çalışılması yer almamaktadır. Bu anlamıyla yetkinliklerinin olmadıkları bir alanda çalıştırılmaları aynı zamanda hastaların sağlık ve yaşam haklarını ihlal etmektedir. 

Bunların yanı sıra Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar isimli düzenlemenin 6. maddesinde, sözleşmeli personelin sözleşmelerinde belirtilen görev dışında başka bir işte çalıştırılamayacakları belirtilmiştir. 


Bir gözünün %20 görmesine neden olan göz tembelliği rahatsızlığı bulunduğu, bu nedenle çok tehlikeli işlerde çalışabileceğine dair sağlık raporu almakta sorun yaşıyorum, ne yapmalıyım?

Çok tehlikeli mesleklerde çalışmak için aranan bir görme düzeyinin bulunup bulunmadığı, bu hususun mesleğine engel olup olmayacağı, sağlık raporu alamazsa ne olacağı ve buna ilişkin hukuki hakları, okulu bitirmesinin ardından atandığı hastanede çalışmasının sorun olup olmayacağı hakkında.


Hemşirelerin görev, yetki ve sorumlulukları ile hemşirelik mesleğinin yürütümüne dair esasların düzenlendiği 6283 sayılı Hemşirelik Kanunu ile 08.03.2010 tarihli Hemşirelik Yönetmeliğinde, hemşirelerin taşıması gereken sağlık şartlarına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Aynı şekilde 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda da devlet memurluğunun şartlarından birisi olarak görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak sayılmışsa da fiziki sağlık koşullarına ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Diğer yandan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile ona bağlı mevzuatta da çok tehlikeli ya da tehlikeli sınıfta çalışmak için kişinin taşıması gereken sağlık şartlarına yer verilmemiştir. 

Mevzuatta bu şekilde bir düzenleme yapılmamasının nedeni, bir kişinin sağlık durumunun ilgili işe uygunluğunun söz konusu işin nitelikleri ve tıbbi gerekliliklere göre belirlenebilecek olmasıdır. Örneğin hemşireler açısından görme keskinliğinin en çok önem arz ettiği uygulamalardan bir tanesi olan enjeksiyonun, bir gözde %80 kayıp olduğunda yapılmasının uygun olup olmadığı tıbbi değerlendirme ile belirlenmesi gereken bir husustur.


Dolayısıyla sağlık raporu da hemşirelik mesleğinin gerekleri göz önünde bulundurularak,  söz konusu rahatsızlık göze ilişkin olduğundan göz hastalıkları uzman hekimi tarafından hazırlanmalıdır. Yani bir gözünde %80 görme kaybı bulunan bir hemşirenin, hemşirelik mesleğini yapmaya uygun olup olmadığı ve tehlikeli işlerde çalışıp çalışamayacağı, bu alanın gereklerini bilen hemşireler ile göz hastalıkları uzman hekimi tarafından birlikte değerlendirmeli, sağlık raporu bu şekilde hazırlanmalıdır.

Bu şekilde yapılan değerlendirme sonucunda, çok tehlikeli işlerde çalışıp çalışamayacağı ya da hemşirelik yapamayacağı sonucuna ulaşılarak bu yönde rapor hazırlanması halinde, bu rapor tek başına kesin ve icrai nitelik taşımadığından doğrudan bir davaya konu olması mümkün değildir. Bununla birlikte bu rapor dolayısıyla hemşirenin  ataması yapılmaz veya üniversite tarafından staj görevlendirmesi gerçekleştirilmezse bu işlemlere karşı dava açılması mümkündür. Bu dava esnasında Mahkeme tarafından göz hastalıkları uzman hekimi ve hemşirelerden oluşan bir bilirkişi heyeti görevlendirilecek, bu heyet tarafından yapılan tıbbi değerlendirmeye göre karar verilecektir.


Belirtmek gerekir ki hemşirelik sağlık hizmeti sunumunun önemli bir unsurunu oluşturduğundan ve kamusal bir hizmet teşkil ettiğinden, bu alanda çalışacak kişilerin mesleğin gereklerine uygunluk taşıması zorunludur. Dolayısıyla kişinin hemşirelik lisans eğitimine başlamasından sonra sağlık koşullarının bu mesleğe el vermediğinin tespiti halinde, eğitime başlamış olmanın bir tür kazanılmış hak yaratması mümkün değildir.


Bununla birlikte hemşirelerin mesleklerini icra edebilecekleri farklı tehlike sınıflarında yer alan sağlık kuruluşları da bulunmaktadır. Her ne kadar İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin İşyeri Tehlike Sınıfları Tebliğinin Q başlığında hastane hizmetleri çok tehlikeli olarak nitelendirilmiş olsa da yatılı sağlık hizmeti sunulmayan diğer sağlık kuruluşları tehlikeli olarak sınıflandırılmıştır. Bununla birlikte insan sağlığı ile ilgili diğer hizmetlerden hemşirelik hizmetleri ile yatılı bakım faaliyetlerinin de tehlikeli sınıfta olduğu belirtilmiştir. Barınacak yer sağlanmaksızın verilen diğer sosyal hizmetler de az tehlikeli olarak nitelendirilmiştir. Dolayısıyla sağlık koşulları çok tehlikeli iş yerlerinde çalışmasına imkân vermeyen hemşirelerin buralarda çalışması da mümkündür. 


4B kapsamında görev yapan hemşirelerin görevlendirme adı altında başka hastanelere gönderilmesi, gönderilenlerin izinli gösterilmesi, bu nedenle gönderildikleri yerdeki döner sermaye ödemesinden ve iş sağlığı/güvenliği hükümlerinden yararlanamamaları ile ilgili.

Aşağıda yapacağımız açıklamalarda konu ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yanıtlanacaktır. 


1. Görevlendirmelerin hukuka uygun olup olmadığı hk:


Sözleşmeli olarak çalıştırılanlara uygulanacak usul ve esaslar ekte de bilginize sunulan ‘Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ ile düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin 4. maddesinin 1. Fıkrasında ‘Personel, sözleşmelerinde belirtilen görev yeri dışında çalıştırılamaz.’ Hükmü yer almaktadır. Aynı maddenin 2. Fıkrasında ise ‘Görev yeri dışına geçici olarak gönderilenlerin gündelik ve yol giderleri, 6245 sayılı Harcırah Kanunu hükümlerinde saptanan süreyi ve 1 inci derece Devlet memurlarına ödenen harcırah miktarını aşmamak üzere sözleşmelerde belirtilir.’ Hükmü yer almaktadır. 


Yine aynı düzenlemenin 6. Maddesinde ‘İlgililer sözleşmelerinde belirtilen görev dışında başka bir işte çalıştırılamaz.’ Düzenlemesiyle sözleşmeli çalışanların sözleşmelerinde belirlenen görev tanımları dışında çalıştırılması açıkça yasaklanmıştır.  Yine Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’ın Ek 3. Maddesinin 1. Fıkrasında ‘Sözleşmeli personelin kurumlar arası yer değişikliği yapılamaz.’ İbaresiyle sözleşmeli personelin sadece kurumu içinde görevlendirilebileceği açıkça düzenlenmiştir. 


Mailde tarafımıza aktarılan durum, yukarıda yer verilen düzenlemelere açıkça aykırıdır. Üstelik görevlendirme yapılırken resmi görevlendirme yazısı yazılmaması, personelin izinli gösterilmesi ve personelin döner sermaye, iş sağlığı ve güvenliği haklarından mahrum bırakılması mevzuata aykırı olduğu gibi, yetkililer yönünden de TCK 257. Madde kapsamında görevi kötüye kullanma ve yine TCK  204. madde kapsamında resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturmaktadır. 


2. Geçici Görevlendirmede Döner Sermaye Ödemesi hk. 


Sağlık Bakanlığına bağlı olarak görev yapan sağlık çalışanlarının döner sermaye ödemelerinden yararlanmasına ilişkin esas kurallar, 12.05.2006 tarihli Sağlık Bakanlığı’na Bağlı Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Görevli Personele Döner Sermaye Gelirlerinden Ek Ödeme Yapılmasına Dair Yönetmelik’te düzenlenmiştir. 


Yönetmelik’in ‘Kapsam’ başlıklı 2. Maddesinin 1. Fıkrasında;

‘Bu Yönetmelik, Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı hariç olmak üzere Sağlık Bakanlığına bağlı döner sermayeli sağlık kurum ve kuruluşlarında görevli olan memurları, sözleşmeli personeli, açıktan vekil olarak atananları, 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 38 inci maddesine göre Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında görevlendirilen personeli, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının kadrolarında bulunan ve haftanın belirli gün veya saatlerinde veyahut belirli vakalar ve işler için görevlendirilen sağlık personeli ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının kadrolarında bulunan ve en az bir ay itibarıyla belirli bir süre için görevlendirilen sağlık personelini kapsar.’ Düzenlemesi yer almaktadır. 

Yönetmeliğin 4. maddesinin (f) bendinde; ‘Geçici veya resen görevlendirme: Personele, asıl görev yeri dışında Bakanlıkça veya ilgili mülkî amirlikçe verilen süreli ve geçici görevler’ hükmü yer almaktadır. Yine Yönetmeliğin 5. maddesinin (e) bendinde ‘Birinci, ikinci, üçüncü basamak kurum veya kuruluşlar arasında geçici veya re’sen görevlendirilen personele, görevlendirildiği kurum veya kuruluştan ek ödeme yapılır. Bakanlık merkez teşkilatından bu Yönetmelik kapsamındaki kurum veya kuruluşlara geçici görevle görevlendirilen personele de, görevlendirildiği kurum veya kuruluştan ek ödeme yapılır.’ Düzenlemesine yer verilmiştir. Yine aynı Yönetmeliğin 5. maddesinin (b) bendinde ‘Ek ödeme, personelin kurum ve kuruluşa fiilen katkı sağladığı sürece verilebilir. ‘ hükmüyle Yönetmelik kapsamındaki personele görevli olduğu kurum ve kuruluşa fiilen katkı sağladığı sürece ek ödeme verileceği düzenlenmiştir.


Bu hükümler uyarınca, sözleşmeli olsa da geçici olarak görevlendirilen personelin gönderildiği ve fiilen çalışarak katkı sunduğu kurumun döner sermayesinden yararlanması gerekmektedir. 


3. Sonuç ve Öneri:


Her olay kendi içinde değerlendirilmekle beraber. Yukarıda bahsedilen  gerekçeyle hukuken, bu kapsamda görevlendirilen hemşirelerin görevlendirmenin resmi evrakla yapılmasını talep etmeleri gerektiğini, yazılı görevlendirmeye itiraz edebilecekleri gibi 60 gün içinde iptal davası da açabilirler.