ŞİDDET HATTI

0533 620 49 86

ÜYELİK İŞLEMLERİ

TÜM HABERLER

17.11.2015

Bir meslektaşımızın maruz kaldığı davranışa Türk Hemşireler Derneği’nden tepki

Meslektaşımız hukuki işlemleri derneğimizle de görüşerek sürdürmektedir.

THD Genel Merkez

17.11.2015


Sayı: 29                                                                                                                     17.11.2015

 

 

Sayın Sedat ERGİN

Genel Yayın Yönetmeni

Hürriyet Gazetesi

Hürriyet Dünyası, Yüzüncü Yıl Mahallesi,

Matbaacılar Caddesi No: 78

34204 Bağcılar / İSTANBUL

 

10.10.2015 tarihli gazete haberlerinizde 'İşadamı Enis Pekuysal ile eşi Nergis Pekuysal, on aylık bebekleri Nevzat’a bakan ve daha önce ünlü bir hastanede çalışmış olan bebek hemşiresi Özgür Uslu’nun çocuklarını ilaçla uyuttuğu için işine son verildiği, bakıcının ayrıca çocuğa sert muamele ettiği, ailenin çocuğa ait bulguları tahlil için başvurduğu ve sonucunu bekledikleri, ailenin bakıcı hakkında sonuçlarla birlikte kötü muamele suçlaması ile şikâyetçi olacağı' şeklinde bir haber yapılmıştır (http://www.hurriyet.com.tr/bakici-nasil-uyuttu-30277568). Haber altındaki yorumlardan da anlaşılacağı üzere iddia konusu olay toplumda büyük tepki yaratmış, haber birçok haber portalına yayılmış ve olayda bahsi geçen hemşirenin kişilik haklarına ve mesleki saygınlığına zarar veren bir linç kampanyasına dönüşmüştür.

 

Ancak haberde henüz ortada tıbbi bulgularla ve hukuki olarak kanıtlanmış bir suç olmaksızın hemşire unvanına sahip kişi, gözetimi altındaki çocuğa kötü muamele etmekle suçlanmakta, konuya ilişkin sadece suçlamayı ortaya atan ailenin ithamlarına yer verilmekte, buna karşın bakıcı olarak tabir edilen 'Hemşire'nin konuya ilişkin açıklama ve yanıtlarına yer verilmemektedir.

 

Oysa basın etiği ilkeleri gereği yapılan haberde yer verilen ifadelerin doğruluğunun kanıtlanmış olması, özellikle bir tarafın diğerini böylesine ağır ithamlarla suçladığı bir haberde tarafsız davranılması, her iki tarafın kişilik haklarının korunmasına özen gösterilmesi, henüz doğruluğu sabit olmayan bilgilere tek tarafın söylemine dayanılarak yer verilmemesi gerektiği tarafınızın da malumudur.

 

Nitekim 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesinde basın organlarının haber yapma özgürlüğü düzenlenirken, başkalarının şöhret ve haklarının korunmasının bu özgürlüğün sınırlarından birini oluşturduğu belirtilmiş, aynı Kanun'un 13. maddesinde de basın yoluyla işlenen hukuka aykırı fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan yayımcı ve basımcının ortak biçimde sorumlu olduğu düzenlenmiştir.

 

Bu temel yayın etiği ilkeleri, basın etiğine ilişkin bağlayıcı ortak metin olarak kabul edilen Türkiye Gazetecileri Hak Ve Sorumluluk Bildirgesi'nde daha ayrıntılı düzenlenmiştir. Bildirinin Giriş bölümünün c bendinde, 'Gazeteci, basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüst biçimde kullanır.' ifadesine yer verilirken, 'E. Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri' başlıklı bölümün 8. maddesinde gazetecinin karşı tarafın cevap ve savunma hakkına saygı duyması gerektiği, 10. maddesinde ise 'Gazetecinin, iftira, hakaret, lekeleme, saptırma, söylenti, dedikodu niteliğindeki ve dayanaksız suçlamalardan kesinlikle uzak durması' gerektiğine vurgu yapılmıştır.

 

Günümüz toplumsal yaşamında sermaye ve güç odakları karşısında bireyin zayıf bir konumda olduğu ve bu farkın her geçen gün derinleştiği ortadadır. Basın yayın etiği ilkelerinin belirleniş amacının bir yönü de bu farkı derinleştirecek bir tutumdan medyayı alıkoymaktır. Türk Hemşireler Derneği de somut olayda olduğu gibi hayatını emeğiyle kazanan üyelerden oluşmaktadır. Yapılan haberler zaten işini kaybetmiş olan ve mağduriyetini gidermek için başvurduğu hukuksal süreç devam eden hemşirenin uğradığı mağduriyeti daha da derinleştirmekte, hemşire kendini savunma olanağını bulamadan toplum gözünde mahkum edilmekte ve yeniden iş bularak hayatını devam ettirmesinin önüne geçilmektedir. 

 

Bu kapsamda, medyanın toplumsal hayata ilişkin vurgu yapılan rolü ve basın-yayın etiği ilkeleri uyarınca;

  • Toplumsal hassasiyetin yüksek olduğu sağlık alanında tıbbi uygulama hatası iddialarında ya da somut olayda olduğu gibi bebek hemşireliği yapan meslektaşlarımıza yönelik haberlerde, konuyu yeterince araştırmadan haber yapılmamasını, doğruluğu henüz kanıtlanmamış ya da tek tarafın iddiasından ibaret suçlama ve söylemlere yer verilmemesini, iddia sahibine söz hakkı tanınırken, suçlanan kişiye de kendini savunma olanağının mutlaka tanınmasını ve haberde bu savunmaya da yer verilmesini, olayı aktarırken yanlı davranılmamasını, masumiyet karinesi uyarınca suçlanan tarafı karalayan ifadelerden kaçınılmasını ve kişilik haklarının korunmasına özen gösterilmesini,
  • Bu kapsamda bahsi geçen olaya ilişkin haberlerin kaldırılması ve yerine bir özür metni yayımlanması istemimizi Türk Hemşireler Derneği olarak tarafınıza bildiririz.

 

 

Saadet ÜLKER

Genel Başkan

 

 

 

 

 

Sayı: 30                                                                                                                     17.11.2015

 

 

Sayın İsmail Turgut Yuvacan,

Genel Yayın Yönetmeni

Vatan Gazetesi

İzzet Paşa Mahallesi Abide-i Hürriyet Caddesi No:162
Çağlayan 34387 Şişli - İSTANBUL
 

 

10.10.2015 tarihli gazete haberlerinizde 'İşadamı Enis Pekuysal ile eşi Nergis Pekuysal, on aylık bebekleri Nevzat’a bakan ve daha önce ünlü bir hastanede çalışmış olan bebek hemşiresi Özgür Uslu’nun çocuklarını ilaçla uyuttuğu için işine son verildiği, bakıcının ayrıca çocuğa sert muamele ettiği, ailenin çocuğa ait bulguları tahlil için başvurduğu ve sonucunu bekledikleri, ailenin bakıcı hakkında sonuçlarla birlikte kötü muamele suçlaması ile şikâyetçi olacağı' şeklinde bir haber yapılmıştır. (http://www.gazetevatan.com/bakici-bebegi-ilacla-bayiltip-uyutuyordu-872231-yasam/) Haber altındaki yorumlardan da anlaşılacağı üzere iddia konusu olay toplumda büyük tepki yaratmış, haber birçok haber portalına yayılmış ve olayda bahsi geçen hemşirenin kişilik haklarına ve mesleki saygınlığına zarar veren bir linç kampanyasına dönüşmüştür.

 

Ancak haberde henüz ortada tıbbi bulgularla ve hukuki olarak kanıtlanmış bir suç olmaksızın hemşire unvanına sahip kişi, gözetimi altındaki çocuğa kötü muamele etmekle suçlanmakta, konuya ilişkin sadece suçlamayı ortaya atan ailenin ithamlarına yer verilmekte, buna karşın bakıcı olarak tabir edilen 'Hemşire'nin konuya ilişkin açıklama ve yanıtlarına yer verilmemektedir.

 

Oysa basın etiği ilkeleri gereği yapılan haberde yer verilen ifadelerin doğruluğunun kanıtlanmış olması, özellikle bir tarafın diğerini böylesine ağır ithamlarla suçladığı bir haberde tarafsız davranılması, her iki tarafın kişilik haklarının korunmasına özen gösterilmesi, henüz doğruluğu sabit olmayan bilgilere tek tarafın söylemine dayanılarak yer verilmemesi gerektiği tarafınızın da malumudur.

 

Nitekim 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 3. maddesinde basın organlarının haber yapma özgürlüğü düzenlenirken, başkalarının şöhret ve haklarının korunmasının bu özgürlüğün sınırlarından birini oluşturduğu belirtilmiş, aynı Kanun'un 13. maddesinde de basın yoluyla işlenen hukuka aykırı fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan yayımcı ve basımcının ortak biçimde sorumlu olduğu düzenlenmiştir.

 

Bu temel yayın etiği ilkeleri, basın etiğine ilişkin bağlayıcı ortak metin olarak kabul edilen Türkiye Gazetecileri Hak Ve Sorumluluk Bildirgesi'nde daha ayrıntılı düzenlenmiştir. Bildirinin Giriş bölümünün c bendinde, 'Gazeteci, basın özgürlüğünü, halkın doğru haber alma, bilgi edinme hakkı adına dürüst biçimde kullanır.' ifadesine yer verilirken, 'E. Gazetecinin temel görevleri ve ilkeleri' başlıklı bölümün 8. maddesinde gazetecinin karşı tarafın cevap ve savunma hakkına saygı duyması gerektiği, 10. maddesinde ise 'Gazetecinin, iftira, hakaret, lekeleme, saptırma, söylenti, dedikodu niteliğindeki ve dayanaksız suçlamalardan kesinlikle uzak durması' gerektiğine vurgu yapılmıştır.

 

Günümüz toplumsal yaşamında sermaye ve güç odakları karşısında bireyin zayıf bir konumda olduğu ve bu farkın her geçen gün giderek derinleştiği ortadadır. Basın yayın etiği ilkelerinin belirleniş amacının bir yönü de bu farkı derinleştirecek bir tutumdan medyayı alıkoymaktır. Türk Hemşireler Derneği de somut olayda olduğu gibi hayatını emeğiyle kazanan üyelerden oluşmaktadır. Yapılan haberler zaten işini kaybetmiş olan ve mağduriyetini gidermek için başvurduğu hukuksal süreç devam eden hemşirenin uğradığı mağduriyeti daha da derinleştirmekte, hemşire kendini savunma olanağını bulamadan toplum gözünde mahkum edilmekte ve yeniden iş bularak hayatını devam ettirmesinin önüne geçilmektedir. 

 

Bu kapsamda, medyanın toplumsal hayata ilişkin vurgu yapılan rolü ve basın-yayın etiği ilkeleri uyarınca;

  • Toplumsal hassasiyetin yüksek olduğu sağlık alanında tıbbi uygulama hatası iddialarında ya da somut olayda olduğu gibi bebek hemşireliği yapan meslektaşlarımıza yönelik haberlerde, konuyu yeterince araştırmadan haber yapılmamasını, doğruluğu henüz kanıtlanmamış ya da tek tarafın iddiasından ibaret suçlama ve söylemlere yer verilmemesini, iddia sahibine söz hakkı tanınırken, suçlanan kişiye de kendini savunma olanağının mutlaka tanınmasını ve haberde bu savunmaya da yer verilmesini, olayı aktarırken yanlı davranılmamasını, masumiyet karinesi uyarınca suçlanan tarafı karalayan ifadelerden kaçınılmasını ve kişilik haklarının korunmasına özen gösterilmesini,
  • Bu kapsamda bahsi geçen olaya ilişkin haberlerin kaldırılması ve yerine bir özür metni yayımlanması istemimizi Türk Hemşireler Derneği olarak tarafınıza bildiririz.

 

 

Saadet ÜLKER

Genel Başkan