2009 yılı sağlık ve hastalıkların küresel gündemi nasıl değiştirebildiğini kanıtlayan bir yıl olarak tarihe geçti.
9 Ocak’ta Londra’da bir kadın doğum yaptı. Bu bebek doğmadan önce, meme kanseri açısından önemli risk yaratan BRCA1 geni açısından taranmıştı. Dolayısıyla doğan bebek BRCA1 geni taşımıyordu. Nicolas Sarkozy önce konuşması ile öğretim üyelerini kızdırıdı. Daha sonra da üniversite rektörlerine öğretim üylerinin araştırma ve eğitime ayırmaları gereken mesai sürelerinin belirlenmesi konusunda yetki veren bir yasa tasarısını gündeme getirdi. 2 Şubat’ta Fransız akademisyenler greve gitti. 12 Şubat’ta ABD’nin eyaletler Mahkemesi, cıvalı bileşik içeren kızamık-kızamıkçık-kabakulak (MMR) aşısının otizme yol açtığını gösteren hiçbir kanıt olmadığına karar verdi. 13 Şubat’ta ABD’de ekonomiye destek paketinin içinde bilimsel AR-GE projelerine 21,5 milyar dolar ayrıldığı açıklandı. 26 Şubat’da insanlardaki kan pıhtılarının tedavisinde kullanılacak ilaçları geliştirmek üzere, genetik yapısı değiştirilmiş hayvanlardan elde edilen bir ilaca ilk kez kullanım izni verdi. 11 Haziran’da New York’da kök hücresi araştırmalarını yürüten kuruluşların, yumurta bağışı yapan kadınlara kamu kaynaklarından 10,000 dolar ödeme yapabileceği karara bağlandı. 11 Haziran’da Dünya Sağlık Örgütü H1N1 influenza pandemisinin başladığını ilan etti. 25 Temmuz’da ABD Bölgesel Mahkemesi, bir tıbbi iletişim firmasının, bilimsel dergilere gönderilmek üzere hayali yazarlara makaleler yazdırdığını kanıtlayan belgelerin kamuoyuna açıklanmasına karar verdi. 27 Temmuz’da Macar polisi, Budapeşte’deki özel bir klinikten yasadışı şekilde elde edilmiş ve test edilmemiş kök hücreleri ve embriyoları kaçırdıkları iddiasıyla dört kişiyi tutukladı. 20 Temmuz’da bir ilaç firması, 1996’daki Nijerya’daki şiddetli menenjit salgını sırasında Trovan adlı antibiyotiği çocuklar üzerinde denediği için 75 milyon dolarlık bir uzlaşma bedeli ödedi. 30 Ekim’de 2006 yılında bilimsel sahtekarlık yaptığı anlaşılan Güney Koreli kök hücre bilimadamı Woo Suk, hem biyoetik açıdan suçlu bulundu, hem de ertelenen bir hapis cezasına çarptırıldı.
Nisan başından Ekim ayı ortasına dek ABD’de 22 milyon kişide H1N1 influenza gelişti, 98,000 Amerikalı bu nedenle hastaneye yattı ve 10,000 kişi hayatını kaybetti. 1918 İspanyol Gribinde ölüm oranı %2 iken, H1N1 influenza’nın ölüm oranı %0,03 olarak tahmin edildi. 200 milyon doz H1N1 aşısı Dünya Sağlık Örgütü tarafından az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere bağışlandı. H1N1 enfeksiyonlarının %56’sı 10 – 39 yaş arasındaki bireylerde, %6’sı 60 – 69 yaş arasındaki bireylerde gelişti. Amerikalılar gayrı safi milli hasılanın %15’ini sağlığa harcadıklarını, sigortası olmayan Amerikalı çocuklarda önlenebilir ölüm riskinin %38 olduğunu, çocuk ölüm oranı açısından dünyada 37. Sırada olduklarını ve hastaneye yatan hastalardaki tıbbi hata oranının %20 olduğunu fark ettiler.
Organ nakillerinde kullanılan Rapamisin adlı ilaçla fare deneyleri yapılırken, bu ilacın beklenmedik bir etkisi saptandı. Erkek farelerin ömrü %9 dişilerinki ise %14 uzadı. HİV için geliştirilen bir aşının 16,395 kişide 3 yıl sonunda enfeksiyonu %30 oranında azalttığı saptandı. Nobel Tıp Ödülü ikisi kadın üç araştırmacıya, yaşlanmanın sırlarını açıklayan ve telomerler üzerinde yaptıkları araştırmalar için verildi. Başkan Obama ABD’de kök hücre araştırmalarına yeşil ışık yaktı ve kapsamlı bir sağlık reformu için düğmeye bastı.
2010’un daha sağlıklı ve sağduyulu bir yıl olması dileklerimle.