Odissea’dan Günümüze Mentorluk

02.02.2010 12:56:10

Orta öğrenimim sırasında edebiyat öğretmenimiz bir gün sınıfa girip “bugün Odissea’yı işleyeceğiz” dediğinde edebiyat kitabımızda yer alan zorunlu konulardan birini geride bırakcağımız için...

Orta öğrenimim sırasında edebiyat öğretmenimiz bir gün sınıfa girip “bugün Odissea’yı işleyeceğiz” dediğinde edebiyat kitabımızda yer alan zorunlu konulardan birini geride bırakcağımız için biraz motivasyon hissetmiş olabiliriz. Bu tekdüze yaklaşım hiçbirimizde herhangi bir heyecan veya merak uyandırmamıştı. Günümüzde de Homeros’un kitaplarıyla öğrencilerin tanıştırılmasında daha renkli, cezbedici ögeler olduğunu hiç sanmıyorum. Eserin edebiyat ve dünya tarihi açısından önemi bir tarafa, hiçbirimiz bizi bekleyen yaşamla ilgili çözüm ipuçlarının bu eserlerde yer alabileceğini düşünmemiştik. Bugün hayatımın çok önemli bir bölümünü oluşturan hekimlik mesleği ile ilişkisini kurmam ise tümüyle olanaksızdı.

Mesleğinde daha üretken olmuş, meslektaşları arasında saygın bir konum elde etmiş, topluma ve bilime daha fazla katkıda bulunmuş her hekimin yaşantısında mutlaka, adı Odissea’da konulmuş bir başka hekim, yani bir “mentor” vardır. İtaka Kralı Odisseus, Yunanistan’ın batısındaki küçük adasından ayrılıp Truva kuşatmasına katılmak için ayrılacağı zaman oğlu Telemakus ve eşi Penelope’yi, sadık ve bilge arkadaşı Mentor’a emanet etmiştir. Mentor’un temel sorumluluğu Telemakus’ün eğitimi, kişiliğinin şekillendirilmesi, değerlerin kazandırılması ve daha sonra da akıllı kararlar verebilmesini sağlamak olmuştur. Akıl tanrıçası Atena çoğu kez Mentor’un vücudunda hayat bularak bu zorlu süreçte Telemakus’a yardımcı olmuştur. Mentor’un varlığı özellikle pratik kararlar konusunda sağduyu gerektiğinde veya hayati öneme sahip seçimler yapılırken ön plana çıkmıştır. Yıllar geçmesine karşın Odisseus eve dönmeyince oğlu Telemakus onu aramak üzere yola çıkmış ve bu yolculukta Mentor ona eşlik etmiştir. Yolculuk aynı zamanda Telemakus’un çocukluk çağından erişkinliğe geçiş sürecini oluşturmuş ve Mentor da bu dönüşümü sağlayan kişi olarak simgelenmiştir.

Mentorluk sağlık hizmelerinde çok yaygın bir uygulamadır. Daha olgun ve yaşlı bir meslektaşla daha genç bir meslektaş arasındaki çok yönlü ve karmaşık bir ilişkiyi tanımlar. Başarılı bir ilişki kurulduğu zaman genç hekimin mesleki gelişimi için vaz geçilmez olan niteliklerin gelişmesini ve güçlenmesini sağlar. Genç hekimin, henüz tanıştığı mesleğinin önceliklerini, adetlerini, uyugulamalarını benimsenmesini ve lider konumdaki insanları, kurumları ve yapıları tanımasını sağlar. Mentorluğun başarılı olması için, mentorun empati yapabilmesi, kendine güvenmesi, olgun ve donanımlı olması, başkaları için zaman ve enerji ayırabilmesi gereklidir. Gelişmekte olan genç bir meslektaşa kılavuzluk yapabilmeli, onu heyecanlandırıp zaman zaman sınamalı, kendi kendine üretim yapmasını desteklemeli, ilerlemesini kolaylaştırmalı ve içinde bulunduğu ortamı tanıması için yardımcı olmalıdır.

Çok azımız mesleki gelişimimiz sırasında gerçek bir mentorla karşılaşabilme şansına sahip oluruz. Hepimiz biliriz ki her “hoca” bir mentor değildir ve saygın mentorlar “hoca” unvanından çok hoşlanmazlar. Kendimi gerçek ve uluslararası niteliklere sahip mentorlarla birlikte çalışıp mesleğime onların kılavuzluğunda başladığım için hep çok şanslı saydım. Öğrencilik yıllarımdaki mentorluğu nedeniyle Prof. Dr. Kamil İmamoğlu’na, uzmanlık eğitimim sırasında sağladığı mentorluk nedeniyle Prof. Dr. Erdal Akalın’a şükran borçluyum. Akademik sağlık merkezlerinin gerçek mentorları göz bebekleri gibi koruması ve sayılarını arttırması gerekiyor. Elleri ne kadar genç meslektaşa değerse toplumsal kazancımız o kadar fazla oluyor.