İnsanoğlunun yazı yazmayı öğrenmesi, duygu ve düşüncelerini ifade edebilmesini, dolayısıyla düşünce ufkunun gelişmesini sağlamıştır...
SAĞLIK BİLİMLERİ VE BİLGİ PAYLAŞIMI
İnsanoğlunun yazı yazmayı öğrenmesi, duygu ve düşüncelerini ifade edebilmesini, dolayısıyla düşünce ufkunun gelişmesini sağlamıştır. Daha da önemlisi bütün bu düşüncelerin ve duyguların, çok uzaklarda veya farklı zamanlarda yaşayan insanlarla paylaşılmasına olanak tanımıştır. Bu köşede yer alan bilgilerin içeriğini de bu kapsamda değerlendirebilirsiniz. Sağlık bilimlerinin gelişmesi ve bugünkü düzeyine ulaşması, yazılı belgelerde yer alan bilgilerin yaygın bir şekilde okunması sayesinde gerçekleşmiştir. Başka bir deyişle insanlar yazı yazmasaydı, sadece sağlık bilimleri değil hiçbir bilim dalı gelişemezdi. Sözel ve görsel iletişim yöntemleri ile bilimi sürdürmek mümkün olamazdı. Çünkü bilimi bilim yapan özellikler; topluma mal olmuş, tarafsız, tekrarlanabilir, öngörü sağlayan, birikerek artış gösteren ve belirli bir sistematiğe dayalı olmasıdır. Bütün bilim dallarında belirli bir konuda yazı yazmak demek, aynı zamanda bir araştırmanın sonuçlarını açıklamak demektir. Araştırma yayınlanır yayınlanmaz, içeriği yıllar bazan da yüzyıllar süren tartışmalara açılmış demektir. Bu tartışmaların odağında araştırmada kullanılan yöntemler yer alır.
Eski Mısır’da Tanrı Tot, hem yazının gizemli mucidi hem de bütün hekimlerin başkanı olarak kabul edilmiştir. Bugün sağlık konusunda hepimizin adlarını hemen anımsayıverdiğimiz kişiler ve yapıtlar yazılı eserlerle özdeşlemişlerdir. M.Ö. 900’de Ayuvreda Hindistan’da kaleme alınmıştır. Hipokrat M.Ö. 460’da tıp konusunda 70 tane kitap yazmıştır. Galen ise 170’de 500 kitapla sağlık bilimlerine katkıda bulunmuş, İbn-i Sina ünlü Kanun’unu 1020’de yazmıştır. Sadece sağlık bilimleriyle ilgili olarak yayınlanan ilk dergi 1697 yılında basılmıştır. Bilimsel makalelerin ayrılmaz özelliği olan yöntemlerin açıklanması geleneğini ise, başta kuduz aşısı omak üzere mikrobiyoloji konusunda bir çok gelişmeye imzasını atan Louis Pasteur tarafından başlatılmıştır. Bu tarihi gelişim süreci içinde bilimsel araştırmaların etik kurallarıyla ilgili belgeler de oluşmuştur.
Günümüzde sağlık bilimlerinde bir araştırmayı tasarlamak, yürütmek ve sonuçlarını paylaşmak çok daha karmaşık ve zordur. Öte yandan bilginin, yöntemlerin ve araştırmaların paylaşılması her zamankinden daha kolay hale gelmiştir. Dünya sağlık bilimlerinin sonuçlarını eş zamanlı olarak, ayrıntılarıyla ve anında yaşamaktadır. Bu yoğun bilgi akışının yorumlanması ve günlük hayata geçirilmesi konusunda değişik toplumlar farklı özellikler göstermektedir. Aynı haber, uzun süredir bilimle içiçe yaşamış ve yöntemlerini özümsemiş, konuşma diline yerleştirmiş toplumlarda farklı, bilimle yeni tanışmış, eğitim sistemini henüz istenilen düzeye ulaştıramamış toplumlarda farklı çağrışımlar ve tepkiler yaratmaktadır. George Bernard Shaw sorunu “Bilgisizlik felsefeyi budalalığa, bilimi hurafelere ve sanatı bilgiçlik taslamaya dönüştürür. İşte bu yüzden üniversite çok önemlidir” sözleriyle özetlemiştir.
Bilim dünyasının aksine, siyaset ağırlıklı olarak sözel iletişime dayanmaktadır. Söylenenlerin kayda geçirilmesi bir çeşit yazılı belge niteliğini taşısa da, ifadelerin tartışılma süresi daha kısadır ve sistematik bir bilgi birikimi sağlamadığından hafızalarımızdan çabucak silinip gitmektedir. Albert Einstein bu farklılığı tanımlarken”Zamanımızı, denklemler ve politika olarak ikiye ayırmak zorundayız. Benim için denklemler daha önemlidir, çünkü politika anlık kaygılara dayalıdır. Matematik denklemleri sonsuza kadar varlığını sürdürür” demiştir.