KREDİLER CREDIT’E

01.12.2009 01:08:11

Değişik yaralanmalar ve hastalıklar insan vücudunda çok farklı izler bırakırlar. Bazı organ ve dokuların kendilerini onarma ve yenileme yetenekleri vardır...

KREDİLER CREDIT’E

Değişik yaralanmalar ve hastalıklar insan vücudunda çok farklı izler bırakırlar. Bazı organ ve dokuların kendilerini onarma ve yenileme yetenekleri vardır. Örneğin kaza sonucunda karaciğerinde büyük hasar oluşan bir insanda aylar sonra bu hasara ait bir ipucu bulmak zor olabilir. Öte yandan bazı organlarımızın bu tür bir yeteneği yoktur. Doğduğumuzda ne kadar hücre varsa yaşamımız boyunca elimizdeki ile yetinmemiz gerekecektir. Doğal olarak araya giren hastalıklar ve yaralanmalar rezervlerimizin azalmasına neden olacaktır. Eğer kayıp çok fazla ise o organla ilgili organ yetmezliği ortaya çıkacaktır. Kalp ve böbrek yetmezlikleri bu şekilde gelişen hastalıklardır. İnsanlar doğdukları zaman belirli sayıda böbrek hücresi ile doğarlar. İki yaşımıza kadar bu sayı biraz artabilir. Ama daha sonra sayı sabit kalır, yaşımız kırkı geçtikten sonra hücrelerde azalmalar olmaya başlar.  Kadınlar ve erkekler arasında bu açıdan hiçbir fark yoktur.

Öte yandan ülkemizde yaşayan kadınların doğduklarında daha fazla böbrek hücresine gereksinimleri olduğu ortaya çıktı.  Çünkü ülkemizdeki kronik böbrek hastalığının görülme sıklığını belirlemek için dört yıldır yürütülmekte olan CREDIT (Chronic Renal Disease in Tukey) adlı çalışmanın ön sonuçları açıklandı. Türkiye’nin bütün coğrafi bölgelerinde yürütülen bu kapsamlı araştırmda 18 yaşından büyük olan ve sayıları on bini aşan vatandaşımızda yüsek tansiyon, böbrek yetmezliğine ilişkin ipuçları, kilo fazlalığı, metabolik sorunlar ve kan yağlarındaki değişiklikler incelendi.  Yirmi üç ilde ve %71.6’sı kentlerde yaşayan vatandaşlarımızdan %44.3’ü kadın olduğu belirlendi.  Veriler ülkemizde yaşayan erişkinlerin %15.7’sinde kronik bbrek hastalığına ilişikin bulgular olduğuu göserdi. Sonuçlara göre ülkemizde 7.5 milyon böbrek hastasının olduğu ve ne yazık ki 2.4 milyon kişide de oldukça ilerlemiş böbrek yetmezliği olduğu öngörülebilir.

Araştırmanın sonuçlarını Türk Nefroloji Derneği’nin düzenlediği 26. Ulusal Kongre sırasında açıklayan Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar’ın sunumunun satır aralarından şu çarpıcı sonuçlar çıkıyor. Kronik böbrek hastalığı her 6 erişkin kadından birinde, öte yandan her dokuz erkekten birinde izleniyor.  Aradaki bu çarpıcı farkın nedenlerini açıklanan verilerde kolayca bulmak olası; ülkemizdeki her dört kadından birinde obesite (şişmanlık) var, her iki kadından birinde bel çevresi sağlıklı sınıları aşıyor, her üç kadından birinde metabolik sendrom var. Ülkemiz vatandaşlarının %13’ünde şeker hastalığı var ve kadınlar yine dezavantajlı. Daha vahim bir analiz sonucu da kan basıncı yükseklikleri incelendiğinde ortaya çıkıyor.  Her üç kadından birinde kan basıncı yüksekliği var.  Hipertansiyon, metabolik sendrom ve şeker hastalığı birbiriyle iç içe geçmiş önemli sağlık sorunları ve kalp ve böbrek hastalıkları başta olmak üzere toplumuzda en fazla insan hayatına mal olan hastalıklara davetiye çıkartıyorlar.

CREDIT çalışmasının tüm sonuçları açıklandığında ülkemiz için önemli çıkarımlar elde edilecek. Öte yandan ham veriler bile acil önlem gerektiren bir soruna işaret ediyor. Ülkemiz kadınları, erkeklere göre kronik sağlık sorunları açısından daha fazla risk altında.  Diyabet, yüksek kan basıncı, metabolik sendrom, kronik böbrek hastalığı ve büyük olasılıkla da kalp hastalığı kadınları daha fazla hedef alıyor. Kadınlara daha fazla böbrek hücresi sağlamak olası değil ama “kadın sağlığı” kavramının yeniden tanımlanması ve bu konudaki önceliklerin belirlenmesinde çok büyük yarar var.