FARKLI BİR PANDEMİ

23.11.2009 02:50:57

2009 Kasım ayında gündeme damgasını vuran H1N1 pandemisinin gölgesinde kalan bir başka önemli pandemi gözlerden kaçıverdi...

FARKLI BİR PANDEMİ

2009 Kasım ayında gündeme damgasını vuran H1N1 pandemisinin gölgesinde kalan bir başka önemli pandemi gözlerden kaçıverdi. 14 Kasım 2009 bütün dünyada değişik etkinliklerle Dünya Diyabet Günü olarak anımsandı ve farkındalık yaratılmaya çalışıldı. Bazı bilim insanlarına göre kronik hastalıkların görülme sıklığındaki artışa pandemi adını vermek doğru değil. Ama isterseniz sizlerle paylaşılan bilgilerden sonra kararınızı kendiniz verin:

  1. Diyabete bağlı sağlık sorunları nedeniyle her 10 saniyede bir, bir insan hayatını kaybediyor
  2. Her 10 saniyede bir iki kişide diyabet hastalığı gelişiyor
  3. Her yıl bütün dünyada yedi milyon yeni diyabet hastası ortaya çıkıyor
  4. Küresel çerçevede diyabet en falza ölüme neden olan hastalıklar arasında dördüncü sırayı alıyor
  5. Her yıl dünyada dört milyon insan diyabet nedeniyle yaşamını yitiriyor
  6. Diyabetin tüm tiplerinin görülme sıklığında artış var
  7. Diyabet her yaştaki insanda görülebiliyor
  8. Diyabetin tedavi ve bakımında en iyi yöntem sağlık çalışanlarının takım halinde sundukları eşgüdümlü yaklaşımlar. Diyabetli hastaların bakım ve tedavileri için farklı uzmanlık alanlarından gelen sağlık çalışanlarının katkısı gerekiyor
  9. Diyabetin tedavisi için kullanılan ilaçlara erişimin bir ayrıcalık değil bir insanlık hakkı olması gerekiyor
  10. Diyabetin maliyeti sadece para değil
  11. Tip 2 adı verilen diyabet tipinin %60’ını önlemek olası
  12. Diyabet farklı yaş gruplarında farklı zorluklar getiriyor
  13. Diyabet düşük gelir gruplarında yer alan insanlarda çok daha ağır bedeller ödetiyor.

Okuduğunuz çarpıcı veri ve bilgilerden sonra diyabeti, kuluçka ve hastalık süresi daha uzun süren bir salgın olarak da ele almak olası.  Ülkemizde de diyabet tanısı konulmuş olan hasta sayısında büyük bir artış var.  Daha da önemlisi yıllar içinde diyabet gelişme olasılığı yüksek olan ve metabolik sendrom adı verilen risk faktörlerini taşıyan daha büyük kitleler var.

Öte yandan sağlık sistemimiz, hekimlerimiz ve tıp fakültelerimiz diyabet ve benzeri kronik hastalıklarla baş edebilecek anlayış ve yapılanmadan oldukça uzak.  Bugün herhangi bir hastanede by-pass cerrahisi için yatmakta olan hastaların üçte birinde, anjiyografi için kardiyoloji bölümüne baş vuran hastaların onda birinde diyabet var.  Bu hastalar “paket program” adı verilen ve lokantalardaki “fiks menü”ye karşılık gelen bir ödeme anlaşması içinde bypass veya koroner anjiyografi oluyorlar.  Paketlerin içine üç tane parametrenin eklenmesiyle diyabeti olan bu hastaların hastalıklarının kontrolü, böbrek ve göz kompliksyonları hakkında bilgi sahibi olmak mümkün olacak.  Bu veriler sağlık bütçesini hazırlayanların da, hastaların da yararına olacak.  Ne yazık ki paketler 15 yıl geçmiş olmasına karşın geliştirilmedi ve güncellenmedi.

Diğer bir sorun da diyabetin klasik hekim-hasta ilişkisi içinde çözümlenebilecek bir sağlık sorunu olarak algılanmasında. Bu yanlış algı başta tıp fakültelerinin daha sonra da hekimlerden kaynaklanıyor. Bir hasta için ayrılan on beş dakikalık süre içinde hastasını dinleyip, muayene edip hem de  hastalık hakkında bilgi vermeye, onu eğitmeye çalışan hekimler çoğunlukta. Ama günlük işlerinden azıcık başlarını kaldırıp dünyada neler olup bitiyor diye bakarlarsa; diyabet bakım ve tedavisinin artık takımlar tarafından sunulduğunu, hastaların değişik sağlık çalışanlarının bilgi ve deneyimden yararlandıkları zaman daha iyi tedavi olduklarını görecekler. Çünkü diyabetin önlenmesi de, tedavisi de uzun ince bir yolculuğu gerekli kılıyor.