Sendikanızın Sağlık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği 18.03.2010 Tarihili ve 2010-0234 sayılı, “Ebelerin Başhemşire Olabilmesi” konulu yazı ile Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği aynı tarihli ve 2010-235 sayılı “Ebelerin Kurslara ve Eğitimlere Katılması” konulu yazıda özetle; Ebelerin Hastanelerde Başhemşire unvanıyla istihdam edilebilmeleri ve “Hemşireler için hazırlanan kurs ve eğitimlere katılabilmeleri” istenmektedir.
Ancak sendikanız aracılığıyla yapılan bu talebin, Hemşirelik ve Ebelik mesleklerinin yanı sıra, sunulan sağlık hizmetlerinden yararlanan bireylerin sağlığı, kanunlar ve yönetmelikler açısından da önemli sakıncaları bulunmaktadır,
Şöyle ki:
Personel Genel Müdürlüğüne gönderdiğiniz yazıdan anlaşıldığı üzere, istenen düzenlemeye dayanak olarak, "Ebelerin çeşitli sebeplerle Hemşire olarak istihdam ediliyor olmalarını" göstermektesiniz. Bu gerekçe ile Sendikanız "Ebeler madem hemşire olarak istihdam ediliyorlar, o takdirde hemşirenin tüm yetki ve sorumluluklarına da sahip olsunlar" demektedir. Buna yanıtımız şudur: “YANLIŞ ÜZERİNE DOĞRU İNŞAA EDİLEMEZ".
Yanlışın ne olduğuna gelince;
Hemşirelik Kanunu’nda 2007 yılında yapılan değişiklikle “Bir defaya mahsus olmak üzere, ebelik diplomasına sahip olduğu halde bu kanunun yayımı tarihinde en az üç yıldan beri yataklı tedavi kurumlarında fiilen hemşirelik görevi yaptığını resmi belge ile belgelendiren ve bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde talepte bulunanlar, hemşirelik yetkisi ile görevlerine devam ederler” hükmüne göre ( Geçici Madde 2, 4. fıkra) başvuruda bulunan ebeler, hemşirelik görev yetki ve sorumluluklarını üstlenmişler ancak ebe kadrosunda çalışmaktadırlar. Uygulamalardan da gözlemlediğimiz kadarıyla ebelerin hastanelerde hemşire gibi çalıştırılmaları; ebelerin görev yetki ve sorumluluklarının tam olarak belirlenememiş olması ve iş bulma kaygısı nedeniyle olabilmekte, ancak, çok ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Ebelerin istihdamlarının daha çok ana – çocuk sağlığı ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde yapılması gerekmektedir.
Ebelere, Hemşirelerin tüm yetkilerinin verilmesi, ülkemizdeki ebe istihdamı ile ilgili hataların sürdürülmesine; ebelik mesleğinin istenen gelişimi gösterememesine, hastanelerdeki hasta ve çalışan güvenliğinin tehlikeye atılmasına, meslekler arasında sürtüşmelerin artmasına, çalışma ortamı huzurunun bozulmasına sebep olacaktır.
Zaten ebelerin, hemşire açığı veya bazı kurumlardaki ciddi ebe fazlalığı gibi nedenlerle hemşire olarak çalıştırılmaları yanlışken ve gün geçtikçe doğru istihdam politikaları ile bu durumun düzeltilmesi gerekirken, Ebelerin tek bir kararla, apayrı bir meslek mensubu olan Hemşireye dönüştürülmeye kalkışılması kabul edilemez bir yanılgıdır.
Kaldı ki; ilgili yazınızda belirtilen “Ebelerin Hemşirelerle aynı eğitimi aldıkları” tezi de tamamen yanlıştır. Üyelerinizden herhangi birisi, herhangi bir üniversitenin Sağlık Bilimleri Fakültesi kapsamında yer alan iki ayrı bölüm olan Ebelik ve Hemşirelik bölümlerinin müfredatını basitçe incelese, ne kadar farklı olduklarını rahatlıkla anlayabilir. Yine üyelerinizden herhangi birisi yapacağı bir inceleme ile, Sağlık Bakanlığı’nın sağlık meslek liselerinde bir süre ebe-hemşire ortak programları açıp mezunlarına ebe – hemşire diploması verdikten sonra, mezunlarının kimini ebe, kimini hemşire olarak atadığını, daha sonra bu uygulamanın her anlamda yanlış olduğunu anladıktan sonra programları ayırdığını, eğitim programlarının isimden kaynaklanan amaç nedeniyle nasıl farklılaştığını size anlatabilir. Mayıs 1995, 185 sayılı Yüksek Sağlık Şurası karalarında da görüleceği üzere hemşirelik ve ebelik, temel eğitimleri yönünden ayrı meslekler olarak YÖK'e devredilmişlerdir.
Tarafınızca yapılacak müfredat incelemesine ek olarak aşağıda yer alan ve bahsi geçen bu iki meslek arasındaki farklara ilişkin açıklamalarımızı dikkatlerinize sunuyoruz:
Ebeler, bilindiği üzere hemşirelik eğitiminde de yer alan Doğum ve Kadın Hastalıkları dersi üzerine yoğunlaşan özel bir eğitim alırlar ve bu yüzden hemşirelik açısından ciddi eksikleri bulunur. Hemşireler, önemli rolleri içerisinde yer alan “yöneticilik rolü”nü yoğun bir teorik ve uygulamalı eğitim ile öğrenmeye ve geliştirmeye çalışırken, Ebelik eğitiminde bu role ilişkin sadece 2 saat teorik bir ders bulunmaktadır. Yönetim konusunda yeterli bilgi ve beceriye sahip olmayan Ebelere, Başhemşirelik hakkının verilmesi, hali hazırda yaşanan olumsuzlukları daha da artıracaktır. Her mesleğin yöneticisi kendi mensubu olmalıdır ilkesi, özellikle bu gibi durumlarda büyük önem arz etmektedir.
Her iki meslekle ilgili olarak ulusal ve uluslar arası örgütlerin yaptıkları tanımlar farkları açıkça ortaya koymaktadır. Sağlık Bakanlığı, ebeyi; “Ebe; ana-çocuk sağlığı hizmetlerini yürüten, doğum öncesi, doğum, sonrası hizmetleri veren, doğum yaptıran, 0-6 yaş grubu çocuk beslenme ve aşıları yapan, aile planlaması, kişisel temizlik kuralları, ilk yardım, bulaşıcı ve sosyal hastalılardan korunma–savaşla ilgili konularda bireye, aileye, topluma sağlık eğitimi veren, doğum, ölüm istatistik verileri toplayan, değerlendiren, kamu kuruluşları ile gerekli işbirliğini sağlayan insani ve ahlaki davranışları ile örnek, sağlık bakanlığınca tescil edilmiş bir okuldan mezun olan meslek mensubudur.” şeklinde tanımlamaktadır.
Dünya sağlık örgütü ebeyi; gebelik sırasında, doğumda ve doğumdan sonra gerekli bakım ve danışmanlığı sağlamak, normal doğumları kendi sorumluluğunda yaptırmak, yenidoğanın bakımını, aile planlaması danışmanlığını yapmak üzere eğitilmiş kişi olarak tanımlar.
Uluslararası ebeler Konfederasyonu’na (ICM) göre ebe; gebelik, doğum ve doğum sonu dönemde kadının bakımını sağlayan, gerekli tavsiyelerde bulunan, kendi sorumluluğunda doğumu gerçekleştiren, yenidoğanın bakımını sağlayan ve kadın ile işbirliği içinde çalışan, güvenilir ve sorumluluk sahibi bir profesyoneldir. Yine ICM ebeyi, sağlık danışmanlığı ve eğitiminde, yalnız kadın için değil toplum ve aile için de önemli bir görev alan bir sağlık personeli olarak görür. Bu görev, antenatal eğitim ve ebeveynliğe hazırlanma, cinsellik ve üreme sağlığı ve çocuk bakımını içerir.
Nitekim Avrupa Birliğinin 2005/36/EC sayılı yönergesine paralel olarak Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı tarafından hazırlanıp, 02.02.2008 gün ve 26775 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Doktorluk, Hemşirelik, Ebelik, Diş Hekimliği, Veterinerlik, Eczacılık Ve Mimarlık Eğitim Programlarının Asgari Eğitim Koşullarının Belirlenmesine Dair Yönetmelik’te, bu mesleklere sahip kişilerin mesleki yeterliliklerinin Avrupa Birliği üyesi ülkelerde tanınabilmesi için, bu alanlarda yürütülen yükseköğretim programlarının eğitim müfredatlarının ve eğitim sonunda kazanılması gereken bilgi ve beceri düzeylerinin belirlenmesine ilişkin esaslar yayınlanmıştır. Bu yönetmelikte hemşirelik ve ebelik iki ayrı meslek olarak değerlendirilmiştir. Örneğin Ebelik eğitiminde bir öğrencinin; en az 100 doğum öncesi muayeneyi de içerecek şekilde gebe kadınlara danışmanlık yapması, en az 40 gebe kadının gebelik takibini ve bakımını yapması, en az 40 doğumu kendisinin yapması (doğum yapan kadın sayısı eksikliği nedeniyle bu sayıya ulaşılamıyorsa, bu sayı öğrencinin 20 tane daha doğuma yardım etmesi koşulu ile 30'a indirilebilir.) gerekmektedir. Görüldüğü gibi ebelerin eğitimleri, sorumlulukları ve yetkileri özel bir alana yöneliktir.
Türk Hemşireler Derneği Eğitim Komisyonu ise 1981 yılında hemşireliği şöyle tanımlamıştır; "Hemşirelik, bireyin, ailenin ve toplumun sağlığını ve esenliğini koruma, geliştirme ve hastalık halinde iyileştirme amacına yönelik hemşirelik hizmetlerinin planlanması, örgütlenmesi, uygulanması, değerlendirilmesinden, bu kişilerin eğitiminden sorumlu bilim ve sanattan oluşan bir sağlık disiplinidir".
Tanımlar dikkatle incelenecek olursa Ebeliğin özel bir alana yöneldiği, buna karşılık, Hemşirelik mesleğinin “Bireyin, Ailenin ve Toplumun Sağlığını ve Esenliğini Koruma” gibi geniş ve kuşatıcı yapısı vurgulanmaktadır. Sadece belli bir alana özel eğitimden geçmiş olan Ebelerin bir kararla Hemşire yetki ve sorumlulukları ile donatılmaları, onların gerçekten birer hemşire olmalarını sağlayacak mıdır?
Yukarıda verilen Ebe ve Hemşire tanımlarında da belirtildiği gibi Ebelik ve Hemşirelik başlı başına iki ayrı meslektir. Bir meslek mensubunun mesleğini alınacak tek bir kararla değiştirmesi kabul edilemez bir durumdur. Bu talep 6283 sayılı Hemşirelik Kanunu’na da aykırıdır. 08.03.2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hemşirelik Yönetmeliği’nde de Hemşirenin ve Başhemşirenin tanımı açıkça yapılmıştır. Hemşirelik mesleği, sağlık meslekleri içinde herhangi birisinin eksikliği halinde o meslek grubunun yedeği konumunda bir meslek değildir. Bağımsız ve yarı bağımsız rolleriyle, kanunu yönetmeliği ve etik ilke ve sorumluluklarıyla başlı başına bir meslektir. Dolayısıyla ebelik ve hemşireliği aynı meslekmiş gibi algılamak ve birbirlerinin yerini doldurmasını beklemek yanlış bir anlayıştır. Bu anlayış hem ebelik mesleğini hem de hemşirelik mesleğini küçümsemek anlamına gelir. Her mesleği kendi görev tanımı çerçevesinde algılamak gerekmektedir.
6283 sayılı Hemşirelik Kanunu’nun birinci maddesinde “Türkiye’de üniversitelerin hemşirelik ile ilgili lisans eğitimi veren fakülte ve yüksek okullarından mezun olan ve diplomaları sağlık bakanlığınca tescil edilenler ile öğrenimlerini yurt dışında hemşirelik ile ilgili, devlet tarafından tanınan bir okulda tamamlayarak denklikleri onaylanan ve diplomaları Sağlık Bakanlığı’nca tescil edilenlere hemşire unvanı verilir” denilmektedir. Ayrıca aynı Kanunun 3. maddesinde “Türkiye’de hemşirelik mesleğini bu kanun hükümleri dahilinde hemşire unvanı kazanmış Türk vatandaşı hemşirelerden başka kimse yapamaz” ifadesi yer almaktadır. Bu madde ile hemşirelik mesleğini kimin yürüteceği açıkça belirtilmiştir. Bu Kanuna göre Hemşirelik mesleğini yürütecek olanlar, Türk vatandaşı Erkek ve Kadın hemşirelerdir.
Sendikanızın bu girişiminin, üye sayısını arttırmaya yönelik, yapılan çalışmanın evvelini düşünmeden ve aceleyle ortaya atılmış bir girişim olduğunu düşünüyoruz. Ebelik mesleğine yönelenler, zamanında bütün şartlarını ve ebelik okumanın getirilerini kabullenerek bu mesleğe yönelmişlerdir. Tek bir kararla gerçek birer hemşireye dönüşme imkânı bulunmayan ebelerin mesleklerinde ilerleme olanaklarını aramaları ve sendikanızın da bu konuda ebelere yardımcı olması daha akılcı bir yaklaşımdır.
Sağlık hizmet sunumunda uzmanlaşmanın gereği olarak sağlık meslekleri çeşitliliği gündemdeyken, bunun aksine sendikanız tarafından hemşire hala ikame insan gücü olarak algılanmakta ve bu algılama maksadını aşmaktadır. Ebelik ve Acil Tıp teknisyenliği gibi bölümlerden mezun olan insan gücüne ülkemizde ihtiyaç yoksa bu birimlerin planlanan mezun sayıları geri çekilerek mevcut eğitim imkanları Hemşirelik için kullanılmalıdır. Gerçekten bu yönde veriler mevcuttur; araştırmamıza göre, Isparta İli Yalvaç İlçesi Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri envanterinde son iki yılda ebe tarafından yaptırılan doğum sayısı sıfır (0) ‘dır. Son 10 yılda hiçbir sağlık personeli olmadan yapılan doğum sayıları bile ebelerin yaptırdıkları doğumlardan çok daha fazladır. Doğumların %98’ini Kadın Doğum Doktorları ve Aile hekimleri yaptırmaktadır. Sendikanıza önerimiz, Ebelerin elinden alınmakta olan birinci basamak sağlık hizmetleri içinde yer alan rollerinin ve haklarının korunmasında yardımcı olmanızdır.
Sağlık mesleklerinin ve içinde hemşirelerin de bulunduğu üyelerinizin haklarını savunması gereken bir sendika olmanız gerektiğinden hareketle; hemşirelik mesleği gibi çok sayıda mensubu bulunan büyük bir mesleğin yapısal süreçlerini ve genel yapısını değiştirmeye kalkmadan önce, meslek örgütüne danışılmasının, bilimsel ve medeni bir tutum olacağını hatırlatırız.
Mesleklerin benzer yönlerinin ön plana çıkarılması ve bazen birbirlerinin rollerini yanlış ve kısmen de olsa üstleniyor olmaları, o mesleğin bütünüyle yetki ve sorumluluğuyla donatılmalarının gerekçesi olamaz. Öncelikle ebe eğitiminden başlanarak, istihdam dahil olmak üzere, ebeler ile ilgili bir çok konuda düzenleme yapılması, ebelerin hemşirelik ile ilgili sertifika programlarına katılması yerine ebelere özgü sertifika programlarının geliştirilmesi, zenginleştirilmesi ve ebelerin bu programlara katılımlarının teşvik edilmesi, mesleki kimlik karmaşası yaşanmaması, görev yetki ve sorumlulukların ayırımının iyi yapılması, kurumlarda meslek gruplarının kendi faaliyet alanlarında yerleştirilmeleri, görevlendirilmeleri ve kullanılmaları etkin bir yönetim için kabul edebileceğimiz önerilerdir.
Sendikanıza ve ebelik derneklerine, mesleki gelişimle ilgili olarak ihtiyaç duymaları halinde birikimlerimizi memnuniyetle aktaracağımızı bilmenizi isteriz. Konunun anlaşıldığını ve böyle bir yanlıştan geç olmadan dönüleceği umudunu taşıyoruz.
Bilgi ve dikkatlerinize sunarız.
07.04.2010
Prof. Dr. Saadet Ülker
Genel Başkan