13 Mart 2010
İkinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin hakkaniyete, halkın ihtiyaç ve beklentilerine uygun, kolay erişilebilir, verimli, kaliteli ve etkin şekilde sunulmasını sağlamak amacıyla hazırlanan tasarının Genel Gerekçeler kısmında, hizmetin belirtilen nitelikte yürütülememesine gerekçe olarak şunlar ileri sürülmüştür:
• Mevcut yönetim anlayışı ve yapılanmasıyla halkın artan ve çeşitlenen taleplerinin karşılanamayacağı,
• Merkezi idare ile taşra ve mahalli idareler arasında hizmet gereklerine uygun olmayan görev dağılımı ve sağlık hizmetinin bu nedenle önemli ölçüde merkezileşmesi/ merkeze aşırı bağımlılık
• Hastane verimsizliği nedeni olarak yönetim anlayışındaki eksiklikler
Bu gerekçeler dikkatle incelendiğinde tüm sorunların kökeninde yönetim ile ilgili sorunların yer aldığı görülecektir. Bu durumda iki önemli soru gündeme gelmektedir. Yönetim sorunu yaşanan mevcut sistemde, temel varlık nedeni tanı, tedavi ve bakım hizmetleri ile eğitim ve araştırma olan hastanelerde, ilk görevi öne çıkartarak diğer temel iki görevi ortadan kaldıran ve sistemi değiştirerek yönetim sorununu aşmayı öngören model ile amaca ulaşmak mümkün olabilecek midir? Ya da mevcut sistem içerisinde yönetimden kaynaklanan sorunlar aşılamaz mı?
Kanaatimiz odur ki, mevcut sistem içerisinde yapılacak önemli düzenlemelerle hizmet, bütünüyle kamusal hizmet olma özelliğini hiçbir şekilde yitirmeden, amaca ulaşılabilir. Oysa tasarıda tanımlanan sistem, en başta hakkaniyet olmak üzere diğer amaçlara ulaşmayı sağlamada etkili bir sistem olma özelliğini geniş ölçüde içermemektedir. Buna ilişkin görüşlerimiz aşağıda ayrıntılı olarak yer almaktadır.
A. BİRLİK YAPISINA İLİŞKİN
1.Bu tasarıda Sağlık Bakanlığı’nın hastane yönetimi ile ilgili yetkilerinin büyük ölçüde farklı sektörlerden oluşturulmuş yedi kişilik yönetim kuruluna devredilmesi ön görülmektedir. Yönetim kurulunun yapısına bakıldığında, sağlık hizmetlerinin sunumundan sorumlu hekim dışındaki sağlık meslek temsilcilerinin yer almadığı görülmektedir. Sağlık hizmetlerinin sunumu ve yönetiminde temel işgücü olarak her ortamda birey, aile ve toplumun sağlık gereksinimlerinin karşılanmasında etkin rol oynayan hemşirelerin yönetim kurulu yapısı içinde temsil edilmemiş olması dikkat çekicidir.
Diğer yandan, seçilecek olan yönetim kurulu üyelerinin uzmanlık alanlarının, tasarıda belirlenen görev, yetki ve sorumlulukları ve birlik amacını etkin bir şekilde yerine getirmede yeterli olamayacağı düşünülmektedir. Bu nedenle, yönetim kurulu yapısı içinde hekim ve hemşire başta olmak üzere diğer sağlık meslek temsilcilerinin olması önemlidir.
2.Birlik organları olarak yönetim kurulu, genel sekreterlik ve hastane yöneticiliği tanımlanmakta, ancak, genel sekreter ve hastane yöneticisine birlik yönetim kurulu içinde yer verilmemekte ve bu nedenle bu kişiler kararlara katılamamaktadır. Bu durum tasarının temel çıkış noktası olan, yetkilerin kurumsal düzeye devredilmesi amacına uygun düşmemektedir. Kaldı ki, yönetim kurulundan bağımsız olarak genel sekretere verilen yetkiler de yönetim kurulu yetkilerini aşan özellik taşımaktadır. Böylece genel sekreter yürütmede tek adam rolünde yetkili kılınmaktadır. Bu durum, katılımcı yönetim anlayışının dışında, tek kişilik yönetimi güçlendiren yapıyı desteklemektedir.
3.Genel sekreterlik bünyesinde temel hastane hizmetleri; tıbbi hizmetler, mali hizmetler ve idari hizmetler başkanlığı şeklinde isimlendirilmiş, hemşirelik hizmetleri başkanlığına yer verilmemiştir. Ayrıca belirtilen başkanlıkların hangi kademede ve ne işle sorumlu olduklarına açıklık getirilmemiştir.
Genel sekretere bağlı hizmet başkanlıkları, hemşirelik hizmetleri başkanlığını da içerecek şekilde görev yetki ve sorumlulukları ile yeniden düzenlenmelidir.
4.Hastaneler birden fazla sağlık meslek üyelerinin ortaklaşa hizmetini gerekli kılan kurumlardır. Bu özellikleri, yönetimlerini de farklı kılar. Gelişmiş ya da az gelişmiş tüm modellerde, hastane yönetiminde üç temel hizmet, tarih boyunca ana fonksiyonel bölüm olarak yer almıştır. Bunlar Tıp Hizmetleri, Hemşirelik Hizmetleri ve İdari ve Mali Hizmetler olarak yönetimin üç ayağını oluştururlar. Hastanelerin amaçlarına ulaşmalarında, hemşirelik hizmetlerinin rolü ve önemi tartışılamaz. Özellikle günümüzde kalite, verimlilik, hasta memnuniyeti gibi performans ölçütlerine erişilmesi önemli ölçüde hemşirelik hizmetlerinin niteliği ile sağlanmaktadır. Sağlık hizmetlerinin sunumunda temel işgücü olarak kabul edilen hemşireler, hastanelerin kesintisiz olarak 24 saat süreli hasta bakım ve hemşirelik hizmetlerinin uygulanması ve hizmetlerinin yönetiminden sorumludur. Bu yapı, geleneksel ve modern hastane organizasyonlarında değişmez bir gerçektir. Söz konusu tasarıda tıp hizmetleri ve idari hizmetler, yönetim yapısında yerini korurken, hangi amaca hizmet ettiği anlaşılmayan bir şekilde hemşirelik hizmetleri yönetimine yer verilmediği görülmektedir. Oysa, 8 Mart 2010 tarih ve 27515 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğüne giren “Hemşirelik Yönetmeliği”nde hemşirelik hizmetlerinin kapsamı belirlenmiş ve Başhemşirelerin görev, yetki ve sorumlulukları tanımlanmıştır. Bu tasarı ile, hemşirelik hizmetleri yönetimlerinin hastane yönetim yapısı içinde özerk olup olmadığı tartışılır hale gelmiştir.
B. HASTANE YAPISINA İLİŞKİN
1. Tasarıda, hastane düzeyinde hastane yöneticisine bağlı olarak başhekim, idari ve mali işler müdürü ve açılımı yapılmamış sağlık bakım hizmetleri müdürüne yer verilmiştir. Yukarıda bildirilen 4. madde gerekçeleri, hastane tepe yöneticisine bağlı olarak hemşirelik hizmetlerinin yönetim ve organizasyonundan doğrudan sorumlu olmak üzere hemşirelik hizmetleri müdürlüğünün oluşturulmasının gerekliliğini tartışılmaz kılmaktadır.
Diğer yandan sağlık bakım hizmetleri müdürlüğü kapsamında yer alacak olan hizmet birimleri belirlenmemiştir. Hemşirelik hizmetlerine bu müdürlük altında yer verilmesi geleneksel ya da modern hiçbir hastane organizasyon yapısı ile bağdaşmayacaktır. Hastanelerin çeşitli hizmet alanlarında en fazla sayıda çalışanı olan hemşirelerin, hizmetlerinin yönetiminin kendi üyeleri tarafından yürütülmesi profesyonel meslek ölçütleri açısından da bir gerekliliktir. Hastane hizmetlerinin üç temel iş gücü dışında (tıp, hemşirelik, mali-idari hizmetler) diğer hizmetlere Sağlık Destek Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde yer verilebilir.
2.Tasarıda, hemşireler ve hemşirelik hizmetlerinin anlaşılmaz bir şekilde dile getirilmemiş olması, tasarının temel amacı olan halkın ihtiyaç ve beklentilerine uygun, verimli, kaliteli ve etkin bir şekilde hizmet sunumu amacıyla bağdaşmamaktadır. Söz konusu amaçlara ulaşmada hasta ve yakını ile birebir, yüz yüze ve en uzun süreli iletişim içinde olan hemşirelerin rolü ve katkısı tartışılamaz. Bu durumda, yeterli sayı ve nitelikte ve iyi yönetilen hemşire personelin varlığı, özerk ya da kamu, hangi statüde olursa olsun hastanelerin amacına ulaşmasında vazgeçilmez bir faktördür..
3.Tasarıda, hastane düzeyinde katılımcı yönetimi destekleyen kurullar ve komitelere yer verilmemektedir. Oysa hizmet sunan sağlık disiplinlerinin amaca uygun hizmetleri geliştirmek, uyumlaştırmak ve değerlendirmek üzere bir arada ortak yönetim planları dahilinde çalışmaları büyük önem arz etmektedir. Kaldı ki mevcut mevzuat ve yönetmeliklerde bu konseyler tanımlanmaktadır. Birliğin amacı, her düzeyde çalışan personelin bu amaçları anlaması, içselleştirmesi ile ancak hayata geçirilebilir. Çalışan temsilcilerinin yer aldığı ortak kurul ve komisyonların varlığı bunu gerçekleştirmek için en etkili yöntemdir.
C. PERSONEL SEÇİMİ VE ÜCRETLENDİRMEYE İLİŞKİN
1. Tasarıda, personele ilişkin yapılan düzenlemede kamu personeli statüsüne ilişkin güvenceler ortadan kaldırılarak ücret ve mesai yönünden çalışanların hakları sınırlandırılmaktadır. Bu durum, personelin birlik amaçlarını yerine getirmede gönüllü katılımını olumsuz etkileyecektir.
2.Hastane genelinde sözleşmesi yapılacak hemşire personelin sayı ve niteliği hemşirelik hizmetleri müdürlüğü tarafından belirlenerek hastane yöneticisine önerilmelidir. Aynı şekilde, hemşirelik personelinin işe uygunluğu ve performansı yine kendi yöneticisi tarafından belirlenmelidir.
3.Hastane hizmetlerinin önemli bir boyutunda yer alan hemşire personelin, hizmetleri karşılığında verilecek ücret ve katkı paylarının adil ve emeğin karşılığına uygun bir şekilde belirlenmesi önemlidir. Bu durum, hemşirelerin motivasyonu ve kuruma bağlılığı ile işe özendirilmesini sağlayacaktır. Tasarıda hemşirelerin en düşük oranda (%150) ücret ön görülen personel sınıfı içerisinde sayılmaya devam edilmesi büyük bir haksızlıktır.
4. Tasarıda sözleşmeli personele, “belirli sürede bitirilmesi söz konusu olduğunda fazla mesai yükümlülüğü getirilmekte, ancak, fazla mesai karşılığında herhangi bir ek ücret ödenemeyeceği belirtilmektedir. Bu durum, emeğinin karşılığını alamayan çalışanın performansını ve kuruma aidiyet duygusunu olumsuz yönde etkileyecek ve kurumun amaçlarına ulaşması sağlanamayacaktır. Yine bu durumda, personel devri, sözleşmenin iki taraflı iptali ile yoğunlaştıracaktır. Oysa kuruma uyumu sağlanmış deneyimli elemanların kurumda tutulumlarının maliyetinin, sık değiştirilen personelin maliyetinden daha düşük olacağı gerçeğinden yola çıkıldığında, soruna hakkaniyetli çözüm getirilmediği takdirde hastanelerin verimliğinden bahsetmek mümkün olamayacaktır.